Yakın tarihimizde coğrafyamızda yaşanan birinci körfez savaşının büyük bir benzerini bu günlerde yaşıyoruz. Hikaye aynı, coğrafya aynı, oyunu oynayanlar ve oynatanlar aynı… Irak’ta Saddam güçlerinin Kürt kökenli vatandaşlarını kimyasallarla ve tanklarla kovalayarak Türk-Irak sınırlarına sıkıştırmış, bölgede yaşanan olaylar ve iç karışıklıklara el uzatıp Irak topraklarına barış ve refahı getirecek, Irak yönetimine demokrasi kazandıracak bir kuvvete ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Basında çoktan bir nefret ve kin dolu haberler ile dünya kamuoyu Irak’a yapılacak olan sözde demokrasi ve barış seferi, aslında petrol ve sömürge hareketi olan bir sistem yürümeye başlamıştır. Sonuç ortada, yıllardır bitmeyen bir iç savaş, masum binlerce sivilin sebepsiz ölümü istikrarsız ve her an savaşı yaşayan bir bölge. Günümüze dönüp Körfez savaşı-Irak köprüsünü Suriye’nin günümüzdeki durumuyla karşılaştırıyoruz hiçbir fark yok yine senaryo aynı yine bölgedeki Kürt halkının çeşitli sebepler sürülerek ön plana çıkarılması, üstelik bu defa daha tehlikeli bir oyun oynayan şahıslar dikkat çekiyor. PKK’nın Suriye ayağı olan PYD başkanı Salih Muslim Muhammed siyasi baskılardan kaçıp Irakta PKK kamplarında bir süre kalıp sonra geriye Kamışlı bölgesinde olaylara karışıp ardından yaptığı açıklamada Abdullah Öcalan’ın felsefesini benimsedik ama kimseden emir almıyoruz diye önemli birde mesaj veriyor. PKK yandaşı ve kollarından biri olarak PKK’dan bağımsız kendi içinde kararlarını veren yeni bir örgüt oluşumu ortaya çıkıyor ki yine Suriye’de yaşayan Ermeni kökenli Suriye vatandaşlarının da bu örgüte dahil olduğunu tahmin ederek şunu belirtmek istiyorum ki zaten PKK kamplarında yetişen örgüt elemanlarının zaten büyük bir kısmını Ermeniler oluşturuyor. Bu oluşumun kendine ait kararları ile Suriye yönetimin yanında veya karşısında hareket etmesi daha önce yaşadığımız Irak meselelerinin bir örneğini oluşturarak savaş hazırlıklarında önemli bir rol oynuyor. Ayrıca Türkiye’nin bölgede lider olma çabaları, Suriye’ye karşı tutumu Amerika’nın Suriye’ye de barış demokrasi ve kardeşlik getirme sevdası yakın zamanda Suriye’de büyük bir savaş fırtınası çıkmasına sebep olacak. Peki bu durumun coğrafyamızda neler değiştireceğini şimdiden kestirebiliyor muyuz? Suriye’den sonra bitecek mi iç savaşlar ve darbelerle yönetimlerin yıkılıp yeni oluşumların meydana gelmesi? Son 1 yıl içinde birçok ülkede yaşanan olayların Suriye ile son bulmayacağı kesin. Bölgede yapılan planlar, denge politikaları, istikrarsız bir coğrafya oluşturup sonra o bölgeden maddi kazançlar elde etme politikaları devam edecektir. Peki sırada kim ve kimler var? En yakın ihtimal İran görünüyor ki zaten İran-Amerika politik savaşları çok uzun yıllardır sürüyordu. Suriye’den sonra bölgede abluka altına alınmış iki ülke kalacak. İran ve Türkiye son olayların ardından bir karar aşamasına getiriliyor. Ya sistem ile hareket edeceksiniz yada sıra sizde. Türkiye için çok zor bir karar aşamasına gelindi. Ya komşusuna açılan savaşta komşusunun karşısında olup onu devirerek ipi kendi boynuna geçirecek yada komşusu ve diğer komşularını yanına alarak Amerika karşıtı politikalar izleyecek. Suriye’ye savaş açarsa veya Amerika’nın Suriye’yi Türkiye topraklarından vurmasına müsaade ederse coğrafyada kazandığı lider kimliğini kaybederek emir kulu vazifesi görecek veya diğer ihtimal Suriye’nin savaşa girmesini engelleyerek yine şehitler vermeye politik problemler yaşamaya büyük şehirlerinde bombaların patlayıp sivil halkının zarar görmesine sebep olacaktır. Türkiye açısından bu zor kararlar her zaman kayıplara sebep olmuştur maddi manevi yıkımlar ile Avrupa ve Asya’nın arasına sıkışmış ne Avrupalı ne Asyalı bir ülke haline gelmiştir. İran açısından bakarsak, tehditlerini Amerika’ya savururken ya İsrail’i bombalarım ya Türkiye’yi bombalarım tehditleri savuruyor. Bu noktaya gelinmesinin sebebi uzun yıllardır komşu ülkeler arasında birlik oluşturulamaması yüzyıllardır Fars-Türk anlaşmamazlığı bazı dönemlerde açık veya gizli düşmanlıkları ile Arap’ların siyasi duruma göre saf değiştirip satılmaktan zevk alan bir politika izlemesidir. Tarih tekerür ederek aynı filmleri izletmeye devam ediyor etmeye de devam edecektir. Amerika açısından baktığımız zaman en rahat ve sıkıntısız savaş rakibi olarak görünüyor. Süper güç Amerika’nın doğrudan yada dolaylı girdiği hiçbir savaşta coğrafi avantajından dolayı asırlarca da savaş içerisinde olsa ülkesine tek bir mermi bile düşmüyor. Rakip böyle bir avantaja sahip olduğu zaman yapabilecek pek fazlada bir şey kalmıyor eğer komşularında yanında yer almıyorsa savaşın sonu baştan yazılıyor.
Muhammet Emin Tayan
Bütün xəbərlər Facebook səhifəmizdə




USD
EUR
GBP
RUB